O gece gözlerini
Ellerini
Kimsesizliğimdeki kalabalık yanlarını
Ve karanlığımdaki aydınlığını;
Seni anlatmak isterdim sana
Eylül akşamlarında hüzne bakan yanlarını
Ve üşüdüğümü
Gözbebeklerimin küçüldüğünü
Silik suretlerde gecelerimi
Zamansız bi karanlığın sancısını
Ve bendeki seni;
Anlatmak isterdim sana …
Can yangınlarımı belki kimsesiz;
şikayetlerimi
ve seni anlatmak isterdim sana
haziranda bi ürkek güvercin kanadında
yüreğini…
kimsesizliğin hiçliğine bulanan ellerimi
katili olduğum kendi yüreğimi
bendeki seni
ve sadece seni anlatmak isterdim
bu hüzünlü merhaba gecesinde…
dokunsa ellerim tenine
harflere dağılan satırlar
bi adınla buluşsa manasız cümlelerde
ruhum gibi anlam bulsa sonra
sonra yeşerse yeniden yüreğimde bi kaç
kuytularda kalmış sevda menevşesi
ıslak bedenimde vuruşsa deli
ve hoyrat ve sahipsiz fırtınalar…
ve sana anlatsam sensizliği
bilir misin diye başlasam
saçmalasam ardı sıra
susmadan bıkmadan usanmadan anlatsam
yıldızları sersem ayaklarına
gök kubbede yansa eylülün aşk ateşi
sonra sen desem
sensizliği bilir misin?…
sesleri kesilse martıların
sazendeler geceye sussa
ve baksam gözlerine
sessizliğin içinde yankılansa sessizliğim
sensizliği anlatmak isterim sana
bağıra bağıra sustuğumu
gece ayazlarında kimsesiz sarhoş iniltilerini
sensizliği anlatsam sana
bu gece heybemde hüzün
ve biraz kırgınlık var sana
avuçlarımda sana hasret var
gün ağıtları var geceye
ve biraz mahzunluk çöker ardından
usul usul üzerime
bahar mateminde girerken koynuma…